Türkiye son 20 yılda en büyük sermayesini toprağa gömdü ve devasa binalar dikti. Peki yapılanlar ne kadar doğru? Yapılan binaların doğa ve çevreye etkileri neler? Bu soruları ODTÜ Ekonomi Topluluğu’nun kurucularından Yazar Hasan Sever’e sorduk. Sever; “Siz kentle öyle kafanıza göre oynayamazsınız. Kolektif hafızalardır kentler ve mukimleri gibi edebiyatçılar için de bu çok mühimdir.” diyor

“Zekanın fazlası şeytan çağırır” diye yazdığımı hatırlıyorum. Öyle uzun boylu bir düşüncenin arifesinde edilmiş bir laf değildi benimki. Biraz içgüdüsel biraz da zekadan duyduğum korkunun ürünüydü bu söz ve pek tabiidir ki sözümün arkasındayım. Zeka, sanatsal estetikten uzak olduğu zaman, gerçekten ürkütücüdür zira zeka, madde alemine aittir ve şeytan dünyaya dairdir. Ama sanatsal üretimin törpüsünden geçen zeka ki en billur hali Can Yücel’de mevcuttur; muhteşem lezzettedir. İsteseniz bir düşünün: Yücel’in şiirlerinin son dizeleri tahmin ötesi ve şiir zekasındadır…

Sanat, durmamızı, derin bir nefes almamızı, güneşin ışıdığını, ayın göğümüzde parladığını, suyun çağladığını bize hissettirir. Dünyanın telaşını sırtında taşıyan bir karıncanın ayak seslerini nasıl duyarız? Duyabilir miyiz? Durmadan toprağı eşen bir köstebeğin sandığımızın tersine sonsuz ve aydınlık dünyasını nasıl algılayabiliriz?

“17 Eylül 2021 Cuma günü “Literaturhaus Zürich” tarafından İsviçre’nin Zürih kentinde organize edilen ve konuşmacı olarak davetli olduğum “İsviçre’de Beşinci Dilde Edebiyat” adlı sempozyumda yazarlık serüvenimi ve “başka bir dilde” yazmaya dair deneyimlerimi paylaştığım sunumumun tam metni.

“Su Duydum” romanı Eva Lacour’un tercümesiyle “Wasserrauschen” adıyla Almanca’da…

Wasserrauschen, “TRIKONT Duisburg & Edition Dialog” etiketiyle 5 Eylül 2021 tarihinden itibaren başta Amazon olmak üzere, yayınevinden ve büyük online kitap satış noktalarından temin edilebilir…

Edebiyat okurlarının Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan “Birazcık Halil” ve “Su Duydum” romanlarıyla tanıdığı Yazar Hasan Sever ile yaşamını, Ankara’yı, Zürih’i, göçmenliği, edebiyatı, yazmayı, kitaplarını ve satır aralarında saklı pek çok meseleyi, mesela özlemi ve direnmeyi konuştuk.