“Çocukluğun Gölgesi” romanı, “Mavi” bir sonla tamamlanıyor! | Burak Soyer

Hasan Sever’in bir “nehir roman” türünde olarak niteleyeceğimiz üç ciltten oluşan romanı “Çocukluğun Gölgesi”, son cildi “Mavi” ile birlikte tamamlandı. İlk iki ciltte anlattıklarını ustalıkla birbirine bağlayan Sever, “Mavi”de, bozkırın sesini ve insanın gölgesi olan çocukluğunun izlerinin nelere kadir olduğunu su yüzüne çıkarıyor.
“Su Duydum: Eksik kalmış iki ömür …”

Beni derinden etkileyen bir kitaptan bahsetmek istiyorum.
“Kalem ve kuru üzüm” – Cihan

12 Eylül askerî darbesine beş kala; Anadolu’nun sert rüzgârları ve kızgın güneşinin altında, Elbistan-Malatya civarında geçen bir bozkır hikâyesi…
“Yine yeniden insanlık …” Gül Semur

Satırlar arasında hatıralarımıza rastladığımız kitaplar ayrı bir tat bırakır damağımızda.
“Bazen bir kitap sadece okunmaz, hissedilir” – Aleyna Karal

Bazen bir kitap sadece okunmaz… hissedilir. Su Duydum, Hasan Sever’in insan ruhunun derinliklerine dokunan, sessiz ama güçlü anlatımıyla içe doğru bir yolculuk sunuyor.
“Ayaz yüzümüze çarpıyor, Çığ içimize düşüyor.”– Ayşe Bayraktar Çakır

Bozkırın rüzgârı bu kez daha sert esiyor… Ayaz yüzümüze çarpıyor, çığ içimize düşüyor.
“Dağın taşın, kurdun kuşun diliyle…” – Hüseyin Polatsoy

Sevgili Hasan, Harika eserinin üçüncü cildi olan MAVİ’yi de büyük bir keyifle okudum. Sona yaklaştıkça kitabın bitmesinden korktuğum için her gün sadece birkaç sayfa okuyabildim; tıpkı kıtlıkta elindeki azıcık ekmeği idareli tüketen biri gibi… Bitirdiğimde ise içimi koca bir hüzün kapladı. Neyse ki yeni eserlerinin geleceği beklentisi bu hüznü sevince çeviriyor.
“Bazı hikâyeler bağırmaz, içinize işler” – Ayşe Bayraktar Çakır

Bozkırın rüzgârı yüzünüze çarpıyor, keven kokusu burnunuza doluyor ve daha ilk sayfalarda kendinizi taşın üstünde oturan Hasan’ın yanında buluyorsunuz…
“Su Duydum” – Alican Ger

Herkese merhabalar bugün sizlere Hasan Sever’in kaleminden çıkan Su Duydum kitabıyla geldim. Kitabımız bir karşılaşma romanı gibi başlasa da, ilerledikçe okuru uzun ve yorucu bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yol; yalnızca Zürih sokaklarında atılan birkaç adımdan ibaret değil. Daha çok, geride bırakılan yılların, ertelenmiş duyguların, yarım kalmış bir aşkın ve sürgünlüğün insan ruhunda açtığı derin yaraların içinden geçiyor.
Destansı bir yolculuğun sonundayız …

Mavi’mize… Mavi’nin yazımı bitince anlamadım ama son okumayı yaptığımda idrak ettim ki yolculuk bitti. Hikaye bitmiş, benden çıkmıştı. Yazanlar bilir, boşalan bir masanın kederi çoğunlukla katlanılmazdır. Öyle oldu.