HASAN SEVER

“Geçmiş gerçekten geçmişte mi kalır?”

Hasan Sever’in “Su Duydum” adlı eseri, gerçekten de derinliği olan, insanı içsel bir yolculuğa çıkaran çok katmanlı bir roman. Ferdi ve Feride’nin 18 yıl sonra Zürih’te kesişen yolları üzerinden; sürgünlük, geçmişle hesaplaşma ve “90 Kuşağı”nın melankolisi üzerine harika bir metin.

“Bağırmadan, slogan atmadan …”

Feride, daha çok içe kapanan, kendi halinde bir ailede büyümüş, olan biteni içinde taşıyan biri. Yaşadıklarını kelimelere dökemese bile sessizliğiyle her şeyi anlatıyor. Onun suskunluğu aslında ülkenin suskunluğunu temsil ediyor.

“Su Duydum” – Alican Ger

Herkese merhabalar bugün sizlere Hasan Sever’in kaleminden çıkan Su Duydum kitabıyla geldim. Kitabımız bir karşılaşma romanı gibi başlasa da, ilerledikçe okuru uzun ve yorucu bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yol; yalnızca Zürih sokaklarında atılan birkaç adımdan ibaret değil. Daha çok, geride bırakılan yılların, ertelenmiş duyguların, yarım kalmış bir aşkın ve sürgünlüğün insan ruhunda açtığı derin yaraların içinden geçiyor.

“Elzéard Bouffier”den “Deli Halil”e benzer düşler…

Jean Giono’nun “Ağaç Diken Adam” hikayesini yeni okudum. Neredeyse yüz yıl arayla ve “doğu” “batı” farkıyla benzer bir karakteri yazmışız.  Hikayeyi geç okumuş olmayı okur noksanlığıma ve  yazar talihime yorup, bu yazıya vesile olan hikayeye geçiyorum.

“Başka bir dil”de yazmak

“17 Eylül 2021 Cuma günü “Literaturhaus Zürich” tarafından İsviçre’nin Zürih kentinde organize edilen ve konuşmacı olarak davetli olduğum “İsviçre’de Beşinci Dilde Edebiyat” adlı sempozyumda yazarlık serüvenimi ve “başka bir dilde” yazmaya dair deneyimlerimi paylaştığım sunumumun tam metni.

Ankara’dan Zürih’e uzanan bir yazma hikâyesi: Hasan Sever

Hasan Sever

Edebiyat okurlarının Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan “Birazcık Halil” ve “Su Duydum” romanlarıyla tanıdığı Yazar Hasan Sever ile yaşamını, Ankara’yı, Zürih’i, göçmenliği, edebiyatı, yazmayı, kitaplarını ve satır aralarında saklı pek çok meseleyi, mesela özlemi ve direnmeyi konuştuk.

“Değirmenin Bendine …”

Vefa’ya… Onu ODTÜ 1. Yurt 3. kat dip merdiven başında elinde çay bardağıyla hatırlıyorum. Vefa’ya dair zihnimdeki ilk görüntü budur. Hararetli bir edebiyat tartışmasının içindeydi. O zamanlar (da) zaman zaman alevlenen bir konuydu: Enver Gökçe mi Ahmed Arif mi? Hangisi daha büyük şairdi?

İki Uzun Gün – A. Ömer Türkeş

Hasan Sever ikinci romanı “Su Duydum”da on sekiz yıllık bir aradan sonra karşılaşan iki eski sevgilinin birlikte geçirdikleri bir hafta sonunu anlatıyor: Geçmişin anıları ve muhasebesi ile uzayacak olan hüzün dolu iki günün hikayesini…