“Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan günüm, her zaman olduğu gibi kitabımın sayfaları arasında, henüz bitmemiş bir cümlenin telaşıyla açılıyor. Şehrin gürültüsünden biraz uzak, tanıdık bir kafenin o dingin köşesinde; önümde dumanı tüten sıcak bir kahve ve çantamda taşımaktan vazgeçemediğim not defterim… Burada, kitapların arasına sızan o hafif kahve kokusu, zihnimdeki kurguları somutlaştırırken karakterlerimle sessiz bir diyaloğa giriyorum.
Etrafımdaki insanlar kendi hayatlarının öyküsünü yazarken, ben bir yazar olarak dünyayı seyrediyorum. Bir fincan kahve eşliğinde, bazen bir klasik kitabın altını çizdiğim bir cümle, bazen de zihnime düşen bir karakterin ayak sesleri… Benim için yazmak, bu sıradan anları kutsal bir ritüele dönüştürmek; her gün yeniden başlayan o uzun, edebi yolculuğun küçük ama vazgeçilmez bir durağı.”