Ana içeriğe atla

HASAN SEVER

Gel Masamıza Otur

-//-

Sana adını bilemediğim şeyler ısmarlayamam; zaten adlarını
                                            bilmiyorum
Ama şiir okuyabilirim Meksika’dan; iki gövdeyi yatırıp yan yana
Yol boyu dizilmiş insan elleri asrın arka bahçesinde
Gün batımı, ay ışığı, limon, tuz; hayat kaçak tekila tadında.

Gel masamıza otur
Sana insan terinden çalınmış şeyler ısmarlayamam; saklım yok, 
                                                 vicdanlıyım
Ama bir Afrika şarkısı çalabilirim; petrol kuyuları çiçek açmaz; 
                                                  öğrendik
Mesele Nijerya’dan; Ken Saro-Wiwa’nın nasıl asıldığını
Bir Orta Anadolu bozlağında çığırabilirim
Yırtılır ciğerim, boğazım patlar; ama masamız temizdir.

Gel masamıza otur
Sana etiketini okuyamadığım şaraplar açamam; severim, gün kızıl
Ama bir Rus şarkısında acı votka da güzeldir
İster soğuğunda soğut Sibirya’nın
İster Moskova’da bir sokak dilencisiyle iç; 
(Keşke bir kurşun da 3. Enternasyonal’e sıksaydı Vasili Yoldaş.)

Gel masamıza otur
Sana kendi dilimde bir şey ısmarlayamam; bildiğim bütün dillere
                                            yabancıyım
Ama bir dengbêjin yüreği sınır boylarında insanlar ölür 
Sınır kimin, boy kimin?  Sessizlik lütfen, insanlık uyanmasın!
Yaşadığımız sadece hicap duyulacak bir hayat; bahanesi yok; ama
                                             masamız güzeldir.

Gel masamıza otur
Sana ucu terlemiş dolarlar veremem; hiç yolum düşmedi borsa
                                               binalarına
Ama New York’tan bir türkü çalabilirim; -Niye geldim
                                              Amerika’ya?- 
Taşa okunmuş, toprağı üstünde, yürek dayanmaz
Aşil’in cebinden çıktı; zamanı kopmuş, boşa dönüyor plak

Gel masamıza otur
Otur, bir çift göz olalım; masamız hayat manzaralıdır.


Hasan Sever
Zürih, 9-15 Temmuz 2012

Fotoğraf: 20. Yüzyılın başlarında (Kahraman)Maraş’ta bir Paskalya kutlaması.

2 Responses

  1. Sevgili Hasan şiir çok duygulandırdı, biraz da yaşlılıktan olsa gerek gözlerim yaş içinde okudum “Sana etiketlerini okuyamadığım şaraplar açamam ; severim param yok” dizesine kadar. Burada “para” sözcüğü ile yarattığın coşku selinin önüne bir kütük yuvarlamış gibi yapmışsın; tam burada birden göz yaşım kurudu. Yahya Kemal “Rindlerin Ölumu” şiirini dostlarının ısrarına rağmen yirmi yıl yayınlamamış ta ki “siyah” yerine “serin” sözcüğünü koymaya karar verinceye kadar. “Para” ‘yı şiirin estetik sözcük yapısını bozmayacak başka bir sözcükle değiştirmemi şiddetle öneriyorum canımın ıçi…Şiir yeni, güzel,tek kelimeyle çarpıcı; candan kutlarım.
    Sevgiyle…Alaattin Bayazıt

  2. Sevgili Alaattin hocam, değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Keşke “para” yerine başka bir kelime bulabilsek; tavsiyenize binaen düşüneceğim. Sevgi ve hürmetle…

Bir Cevap Yazın...