Kararmış bir sonbahar gününde iniyorum şehre. Limmat şehri kapatmış göğün perdelerini, yağıyor. Tramvay camına çarpan yağmur damlaları, tramvayın hızını ele verircesine, yere bir paralellik gayretinde süzülüp akıyorlar aşağıya. Tramvay şehir merkezine yaklaştıkça kalabalıklaşıyor ve hat karakterinden arınıp herkesin oluyor. Zürih tren garının üniversiteye bakan tarafındaki durakta inip Central’e yürüyorum. Gayem, Central’den Polybahn’la ETH’nın terasına çıkmak ve bu yağmurlu havada şehri seyretmek. Beynimde haber ekranlarının alt kısmında dönen haber bandı gibi durmadan, “Türkiye-Ermenistan ilişkilerini normalleştirecek olan protokol Zürih’te imzalanacak” anonsu dönüyor.