Şaka da olsa, ki her şakanın en az yarısı ciddidir denir, isimlendirmeye itirazım var. (Avrupalı entelektüelin kilise eleştirisi, benim cami eleştirimden daha köklü olduğundan, düşünsel devamlılığı da benimki kadar kopuk değildir. Onun eleştirel duruşu düşünsel devamlılığını, benim eleştirel duruşum düşünsel kopukluğumu tetikliyor.)

Her iki taraf da envanterinde yer almayan bir demirbaşla tartışmayı sürdürüyor: Fikir Özgürlüğü. Bilinir ki din formatında hüküm süren ideolojilerde özgürlükler sınırlı ve sayılıdır. Ve hatta bu sınır kadınlar için çok daha sınırlı ve sayılıdır. Bu yüzdendir ki gruplar, minare gölgesi, davul tozu kıvamında bir tartışma sürdürüyorlar.

Suya atılan taşın yarattığı dalgaların kıyıya yaklaşırken yayılıp büyümesi misali, Minare-yasağı tartışmasının yarattığı dalgalar da kıyılarımıza yaklaştıkça çap büyütmeye devam ediyorlar. Dalgalar vurdukları her kıyıdan farkı bir ses çıkartıyor. Bu sesin tınısında dalgaların şiddeti kadar kıyıların şekli ve konumu da önemli bir rol oynuyor. Sol-İslam kesim bu bir özgürlük kısıtlamasıdır derken, sağ-Hıristiyan kesim bu bir demokrasi örneğidir dedi. Mesele bir demokrasi tezahürü mü yoksa yasaklama eylemi mi?