Şöyle anlıyorum:

Kahramanlarımız, Holmes’un evindedirler. Şöminenin ateşinden aldıkları ateşi, çubuklarının ucunda tüttürmektedirler. Holmes, koltuğuna kurulmuş, bacaklarını uzatmış; Watson, nispeten daha derli toplu bir vaziyette oturur haldedir…

Hepsi uydurma…

Eskiden öyle miydi? Watt, James Watt, büyük bir tutkuyla buharlı makinenin peşindeyken harçlığını buralardan çıkarırdı.