“Su Duydum” – Alican Ger

Fotoğraf: Alican Ger

Herkese merhabalar bugün sizlere Hasan Sever’in kaleminden çıkan Su Duydum kitabıyla geldim. Kitabımız bir karşılaşma romanı gibi başlasa da, ilerledikçe okuru uzun ve yorucu bir yolculuğa çıkarıyor. Bu yol; yalnızca Zürih sokaklarında atılan birkaç adımdan ibaret değil. Daha çok, geride bırakılan yılların, ertelenmiş duyguların, yarım kalmış bir aşkın ve sürgünlüğün insan ruhunda açtığı derin yaraların içinden geçiyor.

Romanın merkezinde politik nedenlerle sürgüne gitmek zorunda kalan Ferdi ile, tüm imkânlara rağmen kendi isteğiyle geride kalmayı seçen Feride var. Onları ayıran şey yalnızca coğrafyalar değil; zaman, suskunluk ve kabullenilmiş bir bekleyiş. On sekiz yıl sonra Zürih’te gerçekleşen bu tesadüfî karşılaşma, aslında yıllardır ertelenen bir yüzleşmenin başlangıcı oluyor. Bir hafta sonuna sığan bu buluşma, geçmişin tozlu raflarında unutulmuş ne varsa birer birer gün yüzüne çıkarıyor.

Zürih sokakları boyunca yapılan kısa bir şehir turu, romanda bir arka plan olmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor. Her sokak, her durak, her yürüyüş; Ferdi ve Feride’nin hafızasında saklı kalan bir anıya, bir kırgınlığa ya da söylenememiş bir cümleye açılıyor. Aşk, burada romantik bir ideal olarak değil; eksik kalmış, yarım bırakılmış ve zamanla ağırlaşmış bir duygu olarak karşımıza çıkıyor. Sürgünlük ise yalnızca fiziksel bir uzaklık değil, insanın kendine ve geçmişine duyduğu yabancılığın adı oluyor.

Roman, iki kişinin hikâyesiyle yetinmeyerek anlatısını genişletiyor. Ferdi’nin çevresinde yer alan diğer sürgünlerin yaşam öyküleri de romana dahil oldukça, bireysel bir anlatı yerini kolektif bir hafızaya bırakıyor. Farklı coğrafyalara savrulmuş hayatlar, benzer acılar ve ortak bir yalnızlık duygusunda buluşuyor. Bu yönüyle Su Duydum, yalnızca bir aşk romanı değil; aynı zamanda bir dönemin politik, toplumsal ve duygusal panoramasını sunan bir tanıklık metnine dönüşüyor.

Alican Ger
@alinin_kitap_diyari
15 Ocak 2026

Kaynak: https://www.instagram.com/p/DTh5i7bDDDZ/


#ROMANDAN ALINTILAR

“İnsanın mutlak çıplaklığı, varsa eğer, hikâyesizliğidir.”

“Sabır dediğimiz şey, çoğu vakit, çaresizliğimizdir.”

” Bazen insan, susması gerektiğini bilir; ama nasıl susacağını bilmez…”