Eskiden öyle miydi? Watt, James Watt, büyük bir tutkuyla buharlı makinenin peşindeyken harçlığını buralardan çıkarırdı.
Category Archive: Anı / Anma
Vefa’ya…
Onu ODTÜ 1. Yurt 3. kat dip merdiven başında elinde çay bardağıyla hatırlıyorum. Vefa’ya dair zihnimdeki ilk görüntü budur. Hararetli bir edebiyat tartışmasının içindeydi. O zamanlar (da) zaman zaman alevlenen bir konuydu: Enver Gökçe mi Ahmed Arif mi? Hangisi daha büyük şairdi?
ODTÜ 1. Yurt 508 numaralı odamıza Antakya’dan paket geldiği gün ziyafet var demekti.
Bir çığlık yükseldi. Sanki her şey bir anlığına durdu: Rüzgar durdu, dal durdu, yaprak durdu, su durdu.
“Bir şeyler oldu; hava duruldu, bulutlar uzak köşelere çekildi. Cızırtıyla çeken radyomuz tek sesli, tek nefesli birinin eline geçti. Babam, bu birini çok sevmişti. Pil bitecek diye türkülerden kısan kişi, bu adamın her programını hem de köşe bucak dinler oldu. Sanki piller bedavaya gelmişti. Sadece babam değil, bütün büyükler cümbür cemaat bu adamı dinliyordu.“
12 Eylül’ün yaklaştığı şu günlerde ağzını açan vicdandan bahsediyor. Memleketi kıskacına almış siyasi liderler, çıktıkları her sahnede hem marifetlerini hem de rakiplerinin açıklarını sergiliyorlar. Aslında eğlenceli bir iş. Ve hatta diyorum ki siyaset, doğrudan hayatlarımıza nüfuz etmese, iyi bir tedavi yöntemi de olabilir. Doldur-boşalt, ver-kaç, al-ver, indir-kaldır vesaire vasaire.
Müsaade etmedik! Haindik biz, vatan haini!
“Gönül ne kahve ister ne kahvehane, maksat muhabbettir gerisi bahane”
Biz kazanacağız!
90’lı yılların başında, Ankara Metrosu yapımı nedeniyle Batıkent otobüslerinin Kızılay durakları sık sık yer değiştirirdi.
