Hat Boyları

10 Ekim, Ankara

Biz kazanacağız!

Ankara’ya tren yolu 1800’li yılların sonunda gelir. Ankara o vakit, kale ve etrafından müteşekkil, Ankara Keçisi kılıyla (sof) geçinen küçük bir şehirdir. Aradan çok geçmeden, dünya haritası yeniden şekillenirken, insanlar, bozkırın dört bir yanından, Ankara’da toplanırlar. Şehir kabuk değiştirmek ve hatta, koca bir bozkırın kaderini üstlenmek için, boyundan büyük bir kavgaya girmek üzeredir.

Ankara Tren Garı, o kavganın tam merkezidir. 

O tarihlerde Saray belki de en çok Ankara Tren Garı’nı lanetledi. Ve Saray’ın eline fırsat geçse, dar ağacı kurmak isteyeceği ilk yer gar meydanı olurdu.

“Bitmedi o kavga, sürecek” diyor ya şair, doğrudur, bitmemiş o kavga!

Saray’ın kini, Saray’ın nefreti, Saray’ın laneti bitmedi!

Asıldık.

Vurulduk

Boğulduk

Katledildik

Bitmedik!

Tıpkı dün nasıl, karanlığa karşı aydınlığı; 

Tıpkı dün nasıl, gericiliğe karşı bilimi; 

Tıpkı dün nasıl, köleliğe karşı aşkı savunduysak, bugün de aynı savunma hattında, yan yana, kol kolayız!

Ve tarih bu, cilveyi sever; işte yine Ankara Tren Garı’ndayız!

Biz kazanacağız!

Yeter ki bir araya gelelim

Yeter ki bir araya gelmeyi “bir” olma şartına bağlamayalım

Yeter ki, uyup hainin iğvasına sancaklarımızı elden yere düşürmeyelim.

Biz kazanacağız!

Hasan Sever

Zürih, 12 Ekim 2015