İki Karga, Bir İnsan, Bir Taş – II

Berrak Ses, Mavi Gerdan ve Murat Taşı

“Tanışalım. Arkadaşım, Berrak Ses. Ben, Mavi Gerdan. Gerçek isimlerimiz değil bunlar. Siz insanlar anlayabilesiniz diye bu isimleri seçtik. Üç senedir takip ediyoruz, tanıyoruz seni; fakat şaşırttın bizi, ‘İlk, geçen hafta tesadüf ettik.’ diye yazdın.”
“Üç senedir takip mi ediyorsunuz?”


İkisi birden kafa salladı. Şaşkın olduğumu yazmama sanırım gerek yok.
Murat Taşı’nda konuşmaya daldık.
‘Hava ustura gibi soğuk.’ Dinelmişsinizdir.
Ünol Büyükgönenç çok güzel söyler. İkisi de dinlemişmiş. Çok da severlermiş.

“İnsana dair her şeyden haberimiz var, dedi, Mavi Gerdan. İyi biliriz insanı … da, o bizi pek bilmez.”
“Alınmıyorsun değil mi? diye sordu Berrak Ses.”

Hafif bir rüzgar, geceden karın üstünü kapatan ince buz tabakasından sekip duruyordu. Eldivensizdim. Cebimde getirdiğim ekmeği tek elimle ufalayıp -diğer elimde sandviçim vardı- paylaştım. Hiç ses etmeden yemeğimizi yedik. Tramvaylar, tramvayların geçişinde kapanan bariyerler ve ara sıra havalanan uçakların gürültüsü olmasa, karşı binadaki büroların, içeri havalansın diye açık bırakılan pencerelerinden, masalarda açık bırakılmış dosyaların cereyanda kalmış sayfalarının sesi bize kadar gelebilirdi.

“Biz duyuyoruz ama, dedi, Mavi Gerdan.”
“Anlamadım, neyi duyuyorsunuz?” dedim. lokmamı zor bela yutup.
“Az önce içinden uzun uzun sessizliği tarifini yaptın ya, onu” dedi.

Galiba artık şaşırmamın bir anlamı yoktu. Üç yıldır takip edildiğim halde takibin farkına varamayan ben, kargaların dikkatine saygı göstermekten başka ne yapabilirdim!

“Hayvanların en dikkatsizi siz insanlarsınız” dedi, Berrak Ses. “Ama burnunuzdan kıl aldırmazsınız. Seni bizden bildiğimiz için bu kadar açık konuşuyoruz, bilmiş ol.”
Artık sormadan edemezdim
“Niye ben?”
Gülüştüler.
“Yıllar önce bir yazı yazmıştın. Gerçi o uğursuzun ismiyle verdin başlığı ama iyiydi. İlk o zaman dikkatimizi çektin” dedi Mavi Gerdan.
“Fakat -marifet midir bilmem- çok yazı yazdım, hangisi acaba?”
“Tamam da o güzeldi; yani bize göreydi. Biz insan olmayan hayvanlara göre.”

Hangi yazı demeye fırsat kalmadan, kanatlanıp uçtular. Buğday tarlasının üstüne varmışlardı ki, Berrak Ses dönüp,

“Siz insanlar merakı seversiniz. Hem o uğursuza da çok lafımız olacak. Tarih önünde hesaplaşacağız onunla. Şimdilik hoşça kal,” deyip, tramvay hattını geçip, havaalanına giden ara yolun üstünden, ormana doğru kayboldular.

Hasan Sever
Zürih, 13 Şubat 2015